<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KeyBorsa - Küçük Yatırımcının Büyük Dostu</title>
	<atom:link href="http://www.keyborsa.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.keyborsa.com</link>
	<description>Küçük Yatırımcının Büyük Dostu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jul 2010 06:48:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>‘Döviz kurunda esnekliğe gidilmesi gerek’</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/07/02/gundem/%e2%80%98doviz-kurunda-esneklige-gidilmesi-gerek%e2%80%99.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/07/02/gundem/%e2%80%98doviz-kurunda-esneklige-gidilmesi-gerek%e2%80%99.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 06:48:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[“Dalgalı kur sistemi hiç tartışılmayacak bir model midir?” diye soran Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, kur politikasının esnekliğe ihtiyacı olduğunu vurguladı. Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, euro’nun Türk Lirası karşısında değer kaybetmesinin çok ciddiye alınması gereken bir durum olduğunu vurguladı. Eskişehir’de düzenlenen Türk Seramik Sanayi Buluşması’nda konuşan Bülent Eczacıbaşı şunları söyledi: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Dalgalı kur sistemi hiç tartışılmayacak bir model midir?” diye soran Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, kur politikasının esnekliğe ihtiyacı olduğunu vurguladı.</p>
<p>Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, euro’nun Türk Lirası karşısında değer kaybetmesinin çok ciddiye alınması gereken bir durum olduğunu vurguladı. Eskişehir’de düzenlenen Türk Seramik Sanayi Buluşması’nda konuşan Bülent Eczacıbaşı şunları söyledi:</p>
<p>“Dalgalı kur sistemi hiç tartışılmayacak bir şey midir? Alternatifleri yok mudur? Çok çeşitli kur sistemleri olduğu gibi spesifik önlemler de olabilir. Bunların tartışılması gerekir. ’Kur sorunu verimlilik artışlarıyla aşılmalıdır’ ifadesi bence eksik ve yeterli değil. Şikayet konusu olan mevcut döviz kuru politikasında esnekliklere gidilmesinin önümüzdeki dönemde tartışılması gereğine işaret etmek istiyorum.”</p>
<p>Ekonomik verilerin olumlu gelişmeleri gösterdiğini söyleyen Bülent Eczacıbaşı, “Birinci çeyreğe ilişkin rakamları, son derecede sevindirici buluyoruz. Geçen yılın aynı dönemindeki rakamlarla karşılaştırıldığında, durgunluğun giderildiği açıkça ortaya çıkıyor” dedi.</p>
<p>Bülent Eczacıbaşı, “Büyüme rakamlarından, sanayi üretiminin ve üretimde verimliliğin arttığını da görüyoruz. Bütçe yönetiminin başarısıyla enflasyon da geriliyor. Bütçe disiplini ve borcun GSMH’ya oranı, Türkiye’yi diğer ülkelerden farklı kılan ve küresel krizden daha az etkilenmesini sağlayan faktörler oldular. Dış ticarette de performansımız, dünya piyasalarındaki iniş çıkışlara bağlı olarak, yavaş da olsa yükseliyor” diye konuştu.</p>
<p>Yılın ikinci yarısından itibaren dünyada ivme kaybetmesi beklenen büyüme ortamından Türkiye’nin en düşük düzeyde etkilenmesi için, rekabet üstünlüklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bülent Eczacıbaşı, şunları söyledi: “Türkiye’nin büyümesini ve yatırımlarını sürdürebilmesi, uluslararası pazarlarda rekabet gücünü koruyup geliştirmesine bağlı. Bu anlamda döviz kuru da önemli bir rol oynuyor.”</p>
<p>‘Çöküş beklenmiyor’</p>
<p>Küresel ekonomik bunalıma ilişkin değerlendirmeler değişiklikler gösterse de, görünür gelecekte bir ‘çöküş’ beklenmediğinin altını çizen Eczacıbaşı, “Farklı ülkelerde görülecek farklı gelişmeler karşısında, özgün politikalarla yeni bir döneme doğru yol alınacağı düşünülüyor” dedi. Eczacıbaşı, Güneydoğu’ya yatırımla ilgili olarak da bölgede verimlilik sağlayacak koşulların sağlaması gerektiğini belirtti.</p>
<p>‘Seramik Türkiye’nin beşi bir yerde altını’</p>
<p>Bülent Eczacıbaşı seramikle ilgili olarak şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Anadolu topraklarında 8 bin yıl önce başlayan seramik üretim geleneği, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanayi boyutuna ulaştı. Bugün sektörümüz, dünya ölçeğinde önde gelen bir üretim ve ihracat kapasitesine ulaşmış bulunuyor. Yüzde 90’a varan yerli katma değer ve 26 bin kişilik doğrudan, 220 bin kişilik dolaylı istihdam katkısı ile seramik, en önde gelen sektörler arasında yer alıyor. Seramik sanayii, teknoloji ve tasarımdaki öncülüğü, üstün kalite düzeyi, yüksek kapasite ve ileri verimliliğe ulaşmış olması, yarattığı yüksek katma değer ve geniş istihdam gücüyle Türk sanayiinin beşi bir yerde altınıdır. Bu özelliklerinin sağladığı yüksek ihracat potansiyeli ile seramik, Türkiye’nin önde gelen döviz üreticilerinden biri.”</p>
<p>Seramik sektöründe ‘küme’ tartışması</p>
<p>Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yapılan bir çalışmayla aynı bölgede faaliyet gösteren sektörlerden kümeler oluşturuldu. Tüm Türkiye’de, aralarında otomotiv, tekstil, havacılık gibi sektörlerin de bulunduğu 10 küme oluşturulurken, seramik sektörü için Eskişehir, Bilecik ve Kütahya’nın seçilmesi, sektörde tartışmalara yol açtı. Çanakkale’de faaliyet gösteren Kale Grubu Başkanı ve Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı Zeynep Bodur Okyay ise kümelenmenin şirketlerin yüzde 61’ini dışarıda bıraktığını ifade ederek, “Birlikten güç doğar, dağınıklıktan güç doğmaz” dedi. Sanayi Bakanı Nihat Ergün ise “Kaygıya gerek yok” dedi.</p>
<p>‘Ulusal küme istiyoruz’</p>
<p>Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, seramik üretiminin 24 ilde 83 firma tarafından yapıldığını belirterek, Eskişehir-Bilecik-Kütahya Seramik İş Kümesi ile sektörün yüzde 61’inin küme dışında kaldığını söyledi. Yalnız 35 şirketin kümenin içine girdiğini ifade eden Okyay, şöyle konuştu:</p>
<p>“Kümelenmenin dünyadaki örneklerine baktığımızda İspanya’da şirketlerin yüzde 91’inin, İtalya’da ise yüzde 85’inin temsil edildiğini görüyoruz. Böyle bir ortamda Türkiye’de küme dışında kalan şirketlerin kafalarında soru işareti oluşuyor. Olası haksız rekabet konusunda azami hassasiyetin gösterilmesini istiyoruz.”</p>
<p>Kümelenmenin tüm sektörü kapsamasını istediklerini dile getiren Okyay, “Türkiye Seramik Sektörü Ulusal Kümesi oluşturulmalı” dedi.</p>
<p>20 bin ek istihdam</p>
<p>Türk seramik sektöründe kaplamada 155 milyon metrekarelik, sağlık gereçlerinde ise 110 bin tonluk atıl kapasite bulunduğuna dikkat çeken Okyay, bunun kullanılması durumunda 20 bin yeni istihdam ve 1 milyar dolarlık ek üretimin gerçekleşmesinin mümkün olduğunu söyledi. Okyay, seramik sektörünün tüm hammaddesini yurtiçinden sağlaması nedeniyle büyük değer yarattığını belirtti.</p>
<p>Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Savaş Özaydemir, “Seramik yüksek katmadeğere sahip stratejik bir sektör. Bu nedenle özel önem verilmeli” dedi. Sektörün giderek artan kapasitesiyle dünyada önemli bir rekabet gücüne sahip olduğunu kaydeden Özaydemir, Eskişehir, Bilecik ve Kütahya’nın seramiğin hızla geliştiği bir havza özelliği taşıdığını belirtti.</p>
<p>Kütahya Sanayi Odası Başkanı Nafi Güral da kümelenmenin Türkiye için henüz yeni bir kavram olduğunu söyleyerek bu modelin gereklerinin yerine getirilmesiyle sektörlerin şahlanacağına inandığını ifade etti. Kümelenme sisteminin temelinde hem rekabetin hem de yardımlaşmanın bulunduğunu söyleyen Güral, diğer sektörlerde de olduğu gibi seramik sektöründeki kümeleşmenin başarıya ulaşmasının Türkiye için önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=714606" target="_blank">Kaynak: Bigpara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=379" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/07/02/gundem/%e2%80%98doviz-kurunda-esneklige-gidilmesi-gerek%e2%80%99.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul enflasyonuna yaz geldi</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/07/02/gundem/istanbul-enflasyonuna-yaz-geldi.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/07/02/gundem/istanbul-enflasyonuna-yaz-geldi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 06:38:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=376</guid>
		<description><![CDATA[Gıda fiyatları haziran ayında ciddi oranda ucuzlayınca İstanbul enflasyonu da yüzde 1.13 oranında geriledi. Ama yine de İstanbul&#8217;da yıllık enflasyon çift hanelerde yüzde 11.21 seviyesinde. Enflasyon fiyatları gıdadaki bolluğun etkisinde. Haziran ayında İstanbul&#8217;da tüketici fiyatları yüzde 1.13 oranında geriledi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, toptan eşya fiyatlarındaki düşüş ise yüzde 0.18 oldu. Ancak hazirandaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gıda fiyatları haziran ayında ciddi oranda ucuzlayınca İstanbul enflasyonu da yüzde 1.13 oranında geriledi. Ama yine de İstanbul&#8217;da yıllık enflasyon çift hanelerde yüzde 11.21 seviyesinde.</p>
<p>Enflasyon fiyatları gıdadaki bolluğun etkisinde.</p>
<p>Haziran ayında İstanbul&#8217;da tüketici fiyatları yüzde 1.13 oranında geriledi.<br />
İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, toptan eşya fiyatlarındaki düşüş ise yüzde 0.18 oldu.</p>
<p>Ancak hazirandaki bu düşüşe rağmen yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 11.21&#8242;e yükseldi. Toptan fiyatlar ise yüzde 9.44 oranında arttı.</p>
<p>Haziran ayında gıda fiyatları yüzde 3.56 oranında azaldı. Özellikle meyve-sebze fiyatlarındaki düşüş yüzde 19.37&#8242;ye ulaştı.</p>
<p>Et, balık ve kümes hayvanları fiyatları yüzde 2.73 azalırken, yağ ve süt mamüllerinde yüzde 2.10&#8242;luk azalış yaşandı.</p>
<p>Ancak giyim eşyası fiyatları haziran ayında yüzde 2.09&#8242;luk, sağlık harcamaları yüzde 1.31&#8242;lik artışlar görüldü. Böylece diğer kalemlerdeki yükselişe rağmen gıdadaki düşüş sayesinde enflasyon haziran ayında geriledi</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=714589" target="_blank">Kaynak: Bigpara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=376" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/07/02/gundem/istanbul-enflasyonuna-yaz-geldi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fener hisseleri borsada da coştu</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/04/26/gundem/fener-hisseleri-borsada-da-costu.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/04/26/gundem/fener-hisseleri-borsada-da-costu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 08:42:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=370</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz haftanın flaş hissesi Fenerbahçe yeni haftaya da aynı  şekilde başladı. Fenerbahçe hisseleri açılışın hemen ardından yüzde 10 artışla 82 liraya yükseldi. Fenerbahçe hisselerinde son bir haftada yaşanan artış ise yüzde 73&#8242;e ulaştı. Turkcell Super Lig&#8217;de yarışın sonu yaklaşırken, şampiyonluk adayları da ayrışmaya başladı. Galatasaray ile Bursaspor&#8217;un dün berabere kalması ve Fenerbahçe&#8217;nin Kasımpaşa&#8217;yı tek golle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftanın flaş hissesi Fenerbahçe yeni haftaya da aynı  şekilde başladı. Fenerbahçe hisseleri açılışın hemen ardından yüzde 10 artışla 82 liraya yükseldi. Fenerbahçe hisselerinde son bir haftada yaşanan artış ise yüzde 73&#8242;e ulaştı.</p>
<p>Turkcell Super Lig&#8217;de yarışın sonu yaklaşırken, şampiyonluk adayları da ayrışmaya başladı. Galatasaray ile Bursaspor&#8217;un dün berabere kalması ve Fenerbahçe&#8217;nin Kasımpaşa&#8217;yı tek golle yenmesi, Fenerbahçe&#8217;nin şampiyonluk şansını artırdı. Borsadaki yatırımcılar da Fenerbahçe&#8217;nin şampiyon olacağına inanmış görünüyor.</p>
<p>Geçtiğimiz haftayı Beşiktaş galibiyetinin etkisiyle yüzde 50 artışla 74 liradan tamamlayan Fenerbahçe hisseleri bu haftaya da çok hızlı başladı. Hisseler açılışla birlikte yüzde 10.8 arttı ve 82 liraya çıkarak tavan fiyata oturdu. Şu anda Fenerbahçe hisselerinde satıcı tarafta kimse bulunmuyor.</p>
<p>Öte yandan Fenerbahçe hisselerinde son bir haftada yaşanan artış ise yüzde 73&#8242;e ulaştı. Fenerbahçe&#8217;nin piyasa değeri 2 milyar 270 milyon TL seviyesinde bulunuyor.</p>
<p>GALATASARAY HİSSELERİ ÇÖKTÜ</p>
<p>Dün Bursaspor ile beraber kalarak hem şampiyonluk hem de Şampiyonlar Ligi şansını mucizelere bırakan Galatasaray&#8217;ın hisseleri de sert bir satış dalgası ile karşılaştı. Hisseler açılışın hemen ardından gelen satışlarla yüzde 6&#8242;ya yakın bir değer kaybı ile 162 liraya geriledi.</p>
<p>Galatasaray&#8217;ın piyasa değeri 328 milyon TL seviyesinde bulunuyor&#8230;</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=705341" target="_blank">Kaynak: Bigpara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=370" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/04/26/gundem/fener-hisseleri-borsada-da-costu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merkez Bankası&#8217;ndan Dolar Hamlesi!</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/04/26/gundem/merkez-bankasindan-dolar-hamlesi.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/04/26/gundem/merkez-bankasindan-dolar-hamlesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 08:41:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=367</guid>
		<description><![CDATA[Merkez Bankası, yabancı para yükümlülüklerde yüzde 9 olan zorunlu karşılık oranını yüzde 9.5&#8242;e çıkardı. Merkez Bankası bu şekilde piyasadan 700 milyon dolara yakın bir parayı çekmiş olacak. Resmi Gazete&#8217;nin bugünkü sayısında Merkez Bankasının “Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği” yer aldı. Buna göre, banka, Türk parası yükümlülüklerde yüzde 5 olan zorunlu karşılık oranını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merkez Bankası, yabancı para yükümlülüklerde yüzde 9 olan zorunlu karşılık oranını yüzde 9.5&#8242;e çıkardı. Merkez Bankası bu şekilde piyasadan 700 milyon dolara yakın bir parayı çekmiş olacak.</p>
<p>Resmi Gazete&#8217;nin bugünkü sayısında Merkez Bankasının “Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği” yer aldı. Buna göre, banka, Türk parası yükümlülüklerde yüzde 5 olan zorunlu karşılık oranını değiştirmezken, yabancı para yükümlülüklerde yüzde 9&#8242;dan yüzde 9,5&#8242;e çıkardı. Tebliğ, 30 Nisan 2010 tarihli zorunlu karşılık cetvelinden geçerli olmak üzere bugünden itibaren yürürlüğe girdi.</p>
<p>NE ANLAMA GELİYOR?</p>
<p>Zorunlu karşılık oranı, bankaların kendilerine mevduuat olarak yatırılan paranın ne kadarını Merkez Bankası&#8217;nda tutmak zorunda olduklarını gösteren bir oran. Merkez Bankası bu oranı piyasadaki likiditeyi dengelemek için kullanıyor. Zorunlu karşılık oranlarının düşürülmesi durumunda karşılık olarak ayrılan para düşeceği için kalan para piyasaya gidiyor ve piyasadaki likiditeyi artırıyor.</p>
<p>Zorunlu karşılık oranlarının yükseltilmesi ise piyasadaki parayı çekip azalmasına neden oluyor.</p>
<p>Banka&#8217;nın bugünkü hamlesinin piyasadaki dolar miktarını azaltıp dolara destek olması bekleniyor. Ancak kurlar karara rağmen halen 1.48 TL&#8217;nin altında seyrediyor.</p>
<p>KRİZDE DE KULLANMIŞTI</p>
<p>Merkez Bankası zorunlu karşılık silahını kriz dönemlerinde de kullanmıştı. Türk parası ve dolardaki zorunlu karşılık oranlarını düşüren Merkez Bankası, bu şekilde piyasadaki para miktarının artmasını sağlamıştı.</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=705339" target="_blank">Kaynak: Bigpara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=367" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/04/26/gundem/merkez-bankasindan-dolar-hamlesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stiglitz’den yeni bir kriz uyarısı</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/03/24/gundem/stiglitz%e2%80%99den-yeni-bir-kriz-uyarisi.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/03/24/gundem/stiglitz%e2%80%99den-yeni-bir-kriz-uyarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 09:36:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=363</guid>
		<description><![CDATA[Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz yine ilginç bir saptamada  bulundu. &#8216;ABD Merkez Bankası&#8217;nın uzunca bir süredir uyguladığı mortgage borç planlarını bu ay sonlandırma düşüncesi konut kredi faiz oranlarını artırıp yeni bir kredi krizine neden olabilir.&#8217; diyen Stiglitz Merkez Bankası&#8217;nın bu kararı uygulaması için zamanlamanın doğru olmadığını belirtiyor. Stiglitz Bloomberg&#8217;e yaptığı açıklamada şunları söyledi: &#8216;ABD Merkez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz yine ilginç bir saptamada  bulundu.</p>
<p>&#8216;ABD Merkez Bankası&#8217;nın uzunca bir süredir uyguladığı mortgage borç planlarını bu ay sonlandırma düşüncesi konut kredi faiz oranlarını artırıp yeni bir kredi krizine neden olabilir.&#8217; diyen Stiglitz Merkez Bankası&#8217;nın bu kararı uygulaması için zamanlamanın doğru olmadığını belirtiyor.</p>
<p>Stiglitz Bloomberg&#8217;e yaptığı açıklamada şunları söyledi:</p>
<p>&#8216;ABD Merkez Bankası&#8217;nın en önemli destek programlarından birini sona erdirmesi ABD ekonomisi üzerinde oldukça olumsuz etkiler ortaya çıkarabilir. Söz konusu düzenleme 1.25 trilyon dolarlık bir mortgage ipoteği alımı üzerinde gerçekleşecek.</p>
<p>Böyle büyük bir rakam üzerindeki destek çekilirse faiz oranları yeniden hızlı bir şekilde artış gösterebilir. ABD&#8217;li ailelerin yaşadığı kredi borcu sıkıntısı da yeni bir krizi tetikleyebilir. Ortaya çıkan tablo da 2008 ve 2009&#8242;daki banka iflaslarından daha ağır bir görüntü ortaya koyabilir. Global ekonomi üzerindeki en büyük tehdit Merkez bankalarının uyarıcı etki yaratan parayı gereğinden daha erken bir zamanda geri çekmesidir. Yatırımcılar üzerinde enflasyon tedirginliği yaratmak en büyük tehlikedir. Tüketici talebi şu anda enflasyon oranını ateşleyecek seviyede değil.&#8217;</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=700800" target="_blank">Kaynak: Bigpara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=363" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/03/24/gundem/stiglitz%e2%80%99den-yeni-bir-kriz-uyarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1 Euro=1 Dolar olur mu?</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/03/03/gundem/1-euro1-dolar-olur-mu.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/03/03/gundem/1-euro1-dolar-olur-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 08:24:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[Wall Street&#8217;te bir grup hedge fon sahibi ve yöneticisi 8  Şubat&#8217;ta bir yemekli toplantıda bir araya gelmişler. Yemeğin amacı fikir alışverişi yapmak. Konu ise Ne olacak bu euronun hali? Servet YILDIRIM / REFERANS GAZETESİ Yemeği yiyenlerin her biri milyarlarca dolarlık fonlara hükmettiği için yemek sıradan olma özelliğini kaybediyor ve kurtlar sofrası söylentilerinin yayılmasına neden oluyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Wall Street&#8217;te bir grup hedge fon sahibi ve yöneticisi 8  Şubat&#8217;ta bir yemekli toplantıda bir araya gelmişler. Yemeğin amacı fikir alışverişi yapmak. Konu ise Ne olacak bu euronun hali?</p>
<p>Servet YILDIRIM / REFERANS GAZETESİ</p>
<p>Yemeği yiyenlerin her biri milyarlarca dolarlık fonlara hükmettiği için yemek sıradan olma özelliğini kaybediyor ve kurtlar sofrası söylentilerinin yayılmasına neden oluyor. Dün ve önceki gün neredeyse gün boyu piyasalarda bu yemeğin geyiği yapıldı desek yanlış olmaz. O nedenle bu geyik bugün bu köşeye konu olmayı da hak ediyor.</p>
<p>Euroda büyük düşüş</p>
<p>Yemeğe katılanların diğer bir lakabı da spekülatör. Aralarında ünlü spekülatör George Soros yok ama Soros&#8217;un bir adamı kurtlar sofrasında hazır bulunmuş. Yani yaptığı spekülasyonlarla bir zamanlar İngiltere Merkez Bankası&#8217;nın bileğini büken Soros, yemekte bir şekilde temsil edilmiş. Toplam 27 milyar dolarlık fonu yöneten bir kuruluşun başında olduğunuzda her yere çağrılırsınız, her oyuna katılırsınız. Kural bu. Kimse size rağmen bir şeye kalkışmaz.</p>
<p>Gelelim yemeğin sonuçlarına.. İlk algılama bu yemekte euronun ipinin çekildiği şeklinde. Büyük fonlar euroya karşı pozisyon almaya karar verdiler ve euro hızla değer kaybetmeye başladı. Ama gerçek böyle değil. Spekülatörler yemekte bir araya geldiklerinde euro zaten ciddi değer kaybetmişti. Aralık sonunda 1.51 dolar dolayında olan euro şubatın ilk haftasının sonunda 1.37 dolar seviyesine inmişti. O tarihten bu yana ise 1.35&#8242;lere indi. Yani düşüşün büyük kısmı yemekli toplantıdan önce gerçekleşmişti.</p>
<p>Eşitliği öngörenler var</p>
<p>Aslında böyle bir niyetleri olsa euronun ipini hele böylesi bir ortamda çekebilirler mi? Bu günlerde sıkça hatırlatılan meşhur 1992 sterlin olayı var. O tarihte Soros&#8217;un aldığı muazzam pozisyonlar sonucu İngiltere Avrupa Kur Mekanizması&#8217;ndan çekilmek zorunda kalmış ve sterlin yerle bir olmuştu. Ama İngiliz Sterlini ile euronun ölçekleri aynı değil. Euro daha derin bir ekonominin para birimi ve hem miktar hem de piyasası çok daha derin.</p>
<p>Bu nedenle bu fonların Soros&#8217;un İngiliz Merkez Bankası&#8217;na yaptığı eziyeti Avrupa Merkez Bankası&#8217;na yapabilmeleri çok kolay değil. O halde bu yemeğin önemi ne? Durumu kavramakta geç kalmış birkaç kişinin yemeği gözüyle bakmayın. Söylentilere göre bu yemekte euronun daha nerelere kadar inebileceği tartışılmış. Yine söylentilere göre yemekte çapraz kurun 1 euro=1 dolara kadar inebileceğini öngörenler olmuş. İşte bizim meselimiz de bu noktada başlıyor.</p>
<p>Ciddi toparlanma çok zor</p>
<p>Euronun değer kaybettiği ve doların değerlendiği dönemler Türkiye ekonomisinin göreli olarak performansının kötü seyrettiği dönemlerdir. Çünkü ihracatın ve ithalatın kompozisyonu, turizm gelirleri, borç yapısı ve işçi dövizi gelirleri gibi faktörler nedeniyle gönlümüz hep euronun değerlenmesinden yanadır.</p>
<p>Şimdi ise euro değer kaybediyor ve yakın gelecekte toparlanma olasılığı çok fazla değil. En azından yıl sonuna kadar hem Yunanistan gibi sorunlu Avrupa ekonomilerinin yarattığı baskı hem de Amerikan Merkez Bankası&#8217;nın faiz artırımlarının Avrupa Merkez Bankası&#8217;ndan daha önce başlayacak gibi görünmesinden dolayı euro zayıf kalmaya devam edebilir. Soros&#8217;un dediği gibi Yunanistan kurtarılsa bile euronun geleceğine ilişkin belirsizlik devam edecektir. Bence euronun dolar karşısında birebir seviyeye gelmesi çok aşırı bir tahmin olabilir, hatta 1.20&#8242;nin altı bile zor olabilir ama euroda uzun süre ciddi bir toparlanma göremeyebiliriz.</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=697218" target="_blank">Kaynak: BigPara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=359" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/03/03/gundem/1-euro1-dolar-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yabancı ilgi göstermedi, tahvili yerli aldı</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/03/03/gundem/yabanci-ilgi-gostermedi-tahvili-yerli-aldi.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/03/03/gundem/yabanci-ilgi-gostermedi-tahvili-yerli-aldi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 08:18:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde artan siyasi risklere sınırlı tepki veren faiz piyasasında rahat borçlanan Hazine, iki ihalede toplam 7.44 milyar TL’lik bono sattı SONGÜL HATISARU / MİLLİYET Artan siyasi gelişmelere karşın diğer piyasaların aksine gelişmelere tepki vermeyen bono piyasasında, Hazine piyasa faizlerine yakın bir oranla rahat borçlandı. Hazine dün düzenlediği iki ayrı borçlanma ihalesi ile piyasalardan toplam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde artan siyasi risklere sınırlı tepki veren faiz piyasasında rahat borçlanan Hazine, iki ihalede toplam 7.44 milyar TL’lik bono sattı</p>
<p>SONGÜL HATISARU / MİLLİYET</p>
<p>Artan siyasi gelişmelere karşın diğer piyasaların aksine gelişmelere tepki vermeyen bono piyasasında, Hazine piyasa faizlerine yakın bir oranla rahat borçlandı. Hazine dün düzenlediği iki ayrı borçlanma ihalesi ile piyasalardan toplam 6.8 milyar TL, kamudan ise 640 milyon TL borçlanma gerçekleştirdi.</p>
<p>Hazine’nin dün gerçekleştirdiği 16 Kasım 2011 vadeli gösterge tahvilin yeniden ihracında ortalama bileşik faiz yüzde 8.95, 11 Şubat 2015 itfalı 6 ayda bir kupon ödemeli TÜFE’ye endeksli tahvilin ihracında ise dönemsel faiz yüzde 3.69 oldu.</p>
<p>Hazine fazla sattı</p>
<p>Hazine’nin dünkü ihalelerde toplam 5.5 &#8211; 6 milyar TL civarında bir satış yapması beklenirken, iki ihalede toplam 7.44 milyar TL’lik bir satış gerçekleşti. Teklif iyi olunca Hazine fazla sattı. Gösterge tahvilde yabancı alımlarının gözlenmediğini söyleyen uzmanlar, “Bonoda yerli bankalar aktif, ihaleye yerli bankalar talep gösterdi” dedi.</p>
<p>Uzmanlar TÜFE’ye endeksli tahvilde ise bir miktar yabancı ilgisinin olduğunu belirtti. Büyük kurumsal oyuncuların kârlı pozisyonların korunması için son günlerde artan siyasi risklere karşın faizde dalgalanmaya izin vermediğini belirten aynı uzmanlar, “Faizde yükseliş yaşanmaması Hazine’ye de yaradı. Hazine piyasa faizleri seviyesinden uygun maliyetlerle borçlandı. İki ihaleye 6.4 milyon TL teklif gelirken, rekabetçi olmayan işlemlerle birlikte teklif miktarı 32.7 milyar TL oldu” dedi.</p>
<p>Dünkü ihalelere gelen teklif tutarı, Hazine bonosuna ilginin korunduğunu gösterdi. Gösterge tahvilde ihale tekliflerinin yaklaşık yüzde 40’ı karşılanırken, TÜFE’ye endeksli tahvilde bu oran yüzde 57 oldu.<br />
Dün dolar kuru ise 1.5365 seviyesine gerilerken, göstergefaizde de yüzde 8.92 seviyesine gevşedi. Alternatif piyasalardaki gevşemenin olumlu yansıdığı borsada ise endeks günü 0.57’lik yükselişle 51.476 puandan tamamladı.</p>
<p>İhalelere yüksek teklif geldi</p>
<p>-  Toplam satış: 7.440 milyon TL<br />
-  Nominal teklif (ROT dahil): 32.768 milyon TL<br />
-  Gösterge tahvilde faiz %: 8.95<br />
-  TÜFE’ye endeksli bonoda   (dönemsel faiz) %: 3.69</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=697215" target="_blank">Kaynak: BigPara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=356" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/03/03/gundem/yabanci-ilgi-gostermedi-tahvili-yerli-aldi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zorlu Grubu Gayrimenkule Yükleniyor</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/zorlu-grubu-gayrimenkule-yukleniyor.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/zorlu-grubu-gayrimenkule-yukleniyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 08:38:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, krize  rağmen yatırıma devam ettiklerini belirtirken, “2009 yılını 2008 ile başa baş kapattık. Enerji ve gayrimenkul yatırımlarımız da devreye girince gelecek 3 yılda ciromuzu üçe katlayacağız” dedi. Bu 2012’de Zorlu’nun 10 milyar dolar civarında bir ciroya ulaşacağı anlamına geliyor. TÜRKİYE’nin en büyük gruplarından Zorlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, krize  rağmen yatırıma devam ettiklerini belirtirken, “2009 yılını 2008 ile başa baş kapattık. Enerji ve gayrimenkul yatırımlarımız da devreye girince gelecek 3 yılda ciromuzu üçe katlayacağız” dedi. Bu 2012’de Zorlu’nun 10 milyar dolar civarında bir ciroya ulaşacağı anlamına geliyor.</p>
<p>TÜRKİYE’nin en büyük gruplarından Zorlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, dinamik bir grup olarak global krizin geldiğini 2007 yılı ortalarında gördüklerini söylüyor. 2009’un ilk üç ayı için “Gerçek bir kabustu, bir tufandı, virüs gibi her yere yayıldı kriz” ifadesini kullanan Zorlu, 2009’un ikinci yarısında hızlı koşarak açığı kapattıklarını, yılı küçülmeden kapattıklarını anlatıyor. “Ama büyüme hedeflerini tutturamadık. Mevcutu korumak bize yetmez, ülkemize yetmez” diyor.</p>
<p>Dertlendiği memleket mevzularnı anlatırken hüzünlenen, 27 ay davası süren Karayolları arazisi üzerindeki projesini anlatırken bir çocuk gibi sevinç gösteren Ahmet Zorlu ile, şirketlerinin bugününü ve gelecek planlarını konuştuk.</p>
<p>Kriz geçirmez sektör yok</p>
<p>*   Sıkıntılı bir yıl geride kaldı. Size yansımaları nasıldı?</p>
<p>-  2009 kolay bir yıl olmadı. Biz grup olarak büyümedik de küçülmedik de. Vestel’de aynı seviyede kaldık. Enerjide nispeten büyüdük. Yeni yatırımlar devam etti. Tekstil tarafında ciroda yüzde 15 küçülme oldu ama üretimimiz değişmedi.</p>
<p>*   En çok hangi alanda kriz hissedildi?</p>
<p>-  Krizden sıkıntı çekmeyen sektör yok. İnsanlar şaşkınlığa düştü, satın almayı bıraktı. Elindekilere yöneldi. Firmalar ise stoklarındaki malı çıkartmaya çalıştı. İnşaat, otomotiv, elektronik, tekstil, hepsi bozuldu. Kriz geçirmez sektör yoktur. Vatandaş da alımı erteledi. Fakat ÖTV indirimi bir patlama yarattı ve bu genele yayıldı.</p>
<p>Bu ay işçi alıyoruz</p>
<p>*   Pek çok insan işini kaybetti. Sizin tarafınızda neler oldu?</p>
<p>-  Herkes bir düzen kurmaya çalışıyordu. Yüzde 20 gibi bir tensikata gitti. İşsizlik de bunu gösteriyor. Bunu yaşamak zorundaydı. O anda insanlar bir şeyler yapmak istedi. Dolar düştü. İşsizlik yüzde 16’lara çıktı. Sonra yüzde 13.5’e düştü. Bu rakam da iyi değil. Bizde çok çıkış olmadı.</p>
<p>*   Sizin çalışan sayınız değişti mi?</p>
<p>-  Bizde birkaç ay bir düzenleme yapıldı fakat sonra tekrar insanlar işe alındı. Biz 12 bin kişiydik. Şimdi de 12 bin kişiyiz. 6’ncı aydan sonra tekrar toparladık. Bizim mevsimsel durumlarımız var. Mesela bu ay işçi alıyoruz. Çünkü beyaz eşya önümüzdeki yaz için üretimi arttırmalıyız.</p>
<p>*  Cirolarınız?</p>
<p>-  Cirolarımız değişmedi ama biz 2009’da hedeflediğimiz büyümeyi gerçekleştiremedik. Bu herkes için geçerli. Bütün kalkınmış şirketler yüzde 4-5 küçüldü. İhracatımız aynı kaldı. 2008 yılında grubun toplam cirosu 4.9 milyar dolardı. Bunun 3.6 milyar doları Vestel’dendi. 2009 da benzer kapandı. Bakın daha 2010’un ilk ayında yüzde 12 büyüdük Vestel’de. Bu yavaş yavaş yerine geliyor. Vestel ihracatta Türkiye ikincisi oldu. 2.2 milyar dolarla 5’incilikten 2’nciligğ çıktı. Geçen sene de bu rakamları yapmıştı. Ama krizde fiyatlar geriledi. Sonra tekrar yukarı çıktı. Toparlanma evresine girdi.</p>
<p>Üç yılda ikiye katlanacak</p>
<p>*   Bu performansı neye borçlusunuz?</p>
<p>-  Biz bu krizi 2007’nin ortasıda gördük. İhracat yaptığımız ülkelere 25 tane daha ekleyerek 130’a çıkardık. Bu Vestel’in gücünü gösteriyor. Bütün herkes küçülürken biz küçülmedik ama daha da büyüyemedik. Biz yatırımlarımızı durdurmadık, krize rağmen devam ettik. Enerji ve gayrimenkuldeki yatırımlarımız devam ediyor. Bunlar tamamlandığında yani 2012’de Zorlu Holding yüzde 100 büyümüş olacak. Üç yılda ciromuzu 2’ye katlayacağız.</p>
<p>Oğlum da olsa tepeden inmez her kademede çalışıp hak eder</p>
<p>*   Oğlunuz da bir süredir grupta.</p>
<p>-  Oğlum üniversiteyi bitirdi, master yaptı. Mühendislik kökenli. 26 yaşında ama değişik kademelerde çalıştı. Çocuklarıma yol gösteririm. Oğlum da olsa tepeden inmez. Basamakları adım adım çıkar. Hak ederek gelir. Bizim sanayi geçmişimiz var. Çocuklarım da bunu kapmış.</p>
<p>*   Şirketlerinizde çalışmak istemeseydi zorlar mıydınız? Ya ressam olmak isteseydi?..</p>
<p>-  Kendisi de istiyor. Ressam olmak istese benim düşüncem&#8230; Bu kadar imkan varken resim yapılmaz ancak resme bakılır.</p>
<p>Madencilikte çalışmalara başladık</p>
<p>*   En son gayrimenkul ve enerjiye girdiniz. Yeni alanlar var mı?</p>
<p>-  Biz finans sektöründen çıktık yeni yatırımlara kaydık. Gayrimenkul, enerjiye yoğunlaştık. Madencilik alanında araştırmalarımız var. Şu anda Manisa’da nikel madenlerindeki en büyük maden yataklarını tespit çalışmaları yapıyoruz. İnşallah bunlar 2012 yılında da faaliyete geçecek.</p>
<p>Taç ve Linens yurtdışında başarılı birer markadır</p>
<p>*  Taç ve Linens de yurtdışında ataktaydı. Şu anda ne durumdalar?</p>
<p>- Linens ve Taç büyümeye devam ediyor. Çin’de mağaza açtı. Bugün Rusya’da, eski Doğu Bloğunda Taç ve Linens birer marka. Marka olmak kolay değil. Geri kalmış ülkelere değil Amerika, Avrupa gibi kalkınmış ülkelere satıyoruz.</p>
<p>Avrupa’da televizyonda payımız yüzde 18 ama bu bize yetmez</p>
<p>*   Avrupa’da birkaç sene önce iki televizyondan biri Türk malıydı Şimdi nasıl?</p>
<p>-  Türkiye 20 milyon televizyon üretti. En büyük üretici Vestel. Biz geçen sene 7.5 milyon ürettik. 11 milyona çıktığımız zaman olmuştu. Zamanla LCD’ye geçti. Biz bunun ne olcağını biliyorduk. Televizyon üretiminin bir kısmı bugün Balkan ülkelerinde. Destekle onlar üretim üssü haline geldiler. Macaristan, Çek, Slovakya, Polonya nakit destek vererek Japonu, Koreliyi çekti.</p>
<p>Biz bunları yapsaydık o televizyon fabrikaları burada kurulacaktı.<br />
40-50 milyon televizyon üretecektik. İşte istihdam yaratmış olacaktık. Elektronikte de gelişmiş olurduk. Yine de biz ayakta kaldık. Biz Avrupa’da iyi bir pazara sahibiz. Vestel camı getiriyor; artık modül yatırımına girdik. İnşallah güçlü hale geleceğız. 2011-2012  yıllarında da eski üretimlerimizi yakalayacağız. Avrupa’da pazar payımız yüzde 18. Ama bu yeterli değil. 2012’de tekrar yüzde 30’a çıkma hedefimiz var. Beyaz eşyada 10 milyon kapasitemiz var. Şohpen işine girdik. Kapasitemizi dolduracağız. ÖTV ile iç pazarda bir hareketlenme oldu. Elektronikte yüzde 95, beyaz eşyada yüzde 80 ihracat yapıyoruz. Tekstilde de yüzde 30-35.</p>
<p>Tekstile ‘tu kaka’ demek haksızlık hasta diye diye hasta edersiniz</p>
<p>*   Tekstil sektörü oldukça sıkıntılı. Pek çok büyük grup bu alandan çıktı. Sizin böyle bir düşünceniz var mı?</p>
<p>-  Tekstil sıkıntılı bir sektör değil. Biz geçen yıl 200 milyon dolar ihracat yaptık. Otomotiv sektörü sıkıntılı, yüzde 40 geriledi. Tekstil yüzde 18 küçüldü. Türkiye’nin toplam ihracat gerilemesinin de altında bir düşüş bu. Türkiye’nin tekstil ihracatı 20 milyar dolar. Tekstilde biz en büyüklerden biriyiz. Bu kadar istihdam ve ihracat yapan bir sektöre “tu kaka” demek haksızlık. Tekstil sıkıntıda denmesini anlayamıyorum. Tekstil ölmüş diyenler kasıtlı söylüyor. Birine hasta diye diye moralini bozarsınız, hasta edersiniz.</p>
<p>Ülkede kot bulamıyorduk</p>
<p>*   Fakat Denizli’de intiharlar, kapısına kilit vurulan tesisler oldu.</p>
<p>-  Denizli 2 milyar dolar ihracat yaptı. Yüzde 80’i tekstildir. Türkiye tekstilde öyle bir yere geldi ki… Bugün moda haftaları yapıyoruz; Avrupa’da büyük ilgi görüyor. Nerden nereye geldik. Bundan 20 sene önce kot pantolon bulamazdık. Kotu herkes giyemezdi. Şimdi milyarlarca adet kot pantolon ve kot kumaşı ihraç ediyoruz. Bana 20 sene önce 200 milyon dolar tekstil ihracatı yapacaksın deseler inanmazdım. Yurtdışında markalarımız mağazalar açıyor. Bunu 20 yıl önce kot pantolon bulunmayan bir ülke yapıyor. O zaman bunları hayal bile edemezdik. Tekstil öldü diyorlar. Sonra finans kuruluşları bunlara ters bakıyor.</p>
<p>Tekstilin yerine ne koyalım</p>
<p>*   Sektördekiler aslında devletten destek görememekten, rekabet gücünü kaybetmekten şikayetçi. Devletin alması gereken tedbirler yok mu?</p>
<p>-  Devletin de alması gereken tedbirler var. Neden tekstilde çok çalkantı oldu? 6 sene süren yüksek faiz düşük kur politikası nedeniyle. Yabancı 1 koyup faizle 2 aldı. Tekstilde kalkınmakta olan bir ülkeyiz. Uzakdoğu’da işçilik maliyeti 200-250 dolar, bizde 1000 dolar. İşsizlik ortamında iş bulamıyorlar. Ankara’da 60 gündür işçiler grev yapıyor. İş yoksa eline hiç para geçmiyor. İş olsa 500 liraya da çalışır. Madem işsizimiz var, bunu çözmeliyiz. Kur politikası çalışan maliyetini 2008’de 2001’e kıyasla 3 katına çıkardı. Fakat sattığımız ürüne böyle bir zam yapamadık. Tekstilde zor duruma geldik. Müşterinin istediği fiyatı tutturamıyoruz. Tekstilden çıkalım desek, bunun yerine ne koyacağız. Bu kadar işsiz olan bir ülkede… Türkiye kalkınacaksa sanayi ile üretim ile kalkınacak.</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=694748" target="_blank">Kaynak: BigPara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=351" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/zorlu-grubu-gayrimenkule-yukleniyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Toplanacak, Artırım da Zor İndirim de</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/merkez-bankasi-para-politikasi-kurulu-toplanacak-artirim-da-zor-indirim-de.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/merkez-bankasi-para-politikasi-kurulu-toplanacak-artirim-da-zor-indirim-de.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 08:31:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=347</guid>
		<description><![CDATA[Merkez Bankası Para Politikası Kurulu&#8217;nun (PPK) şubat ayındaki tavrı için tüm gözler salı günü yapılacak olan toplantıda. 16 Şubat 2009&#8242;da faiz kararı için toplanacak olan PPK&#8217;nın faizlerde bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor. Fakat piyasalar, PPK toplantısının ardından yapılacak kısa açıklamanın içerisinde, beklenen faiz artırımının ne zaman olabileceğiyle ilgili sinyal bulmaya çalışacak. En erken temmuzda Diğer yandan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu&#8217;nun (PPK) şubat ayındaki tavrı için tüm gözler salı günü yapılacak olan toplantıda.</p>
<p>16 Şubat 2009&#8242;da faiz kararı için toplanacak olan PPK&#8217;nın faizlerde bir değişikliğe gitmesi beklenmiyor. Fakat piyasalar, PPK toplantısının ardından yapılacak kısa açıklamanın içerisinde, beklenen faiz artırımının ne zaman olabileceğiyle ilgili sinyal bulmaya çalışacak.</p>
<p>En erken temmuzda</p>
<p>Diğer yandan Reuters&#8217;ın 18 ekonomistin katılımıyla hazırladığı ankete göre, Merkez Bankası Para Politikası Kurulu&#8217;nun (PPK) gecelik borçlanma faiz oranını şubat ayında da değiştirmeyerek, yüzde 6.50 seviyesinde sabit tutması bekleniyor. Tarihin en düşük seviyesinde olan faizlerin, yılın ikinci yarısından itibaren artacağı konusunda analistler hemfikir. İlk faiz artırım tarihi beklentileri temmuz, eylül, ekim ve kasım ayları arasında değişiyor.</p>
<p>Analistlerin büyük bir kısmı yıl sonunda faizlerin yüzde 8 seviyesine yükselmesini yani yıl sonuna kadar 150 baz puanlık artırım yapılmasını bekliyor. Öte yandan, faiz artırım beklentileri 50-250 baz puan aralığında değişiyor.</p>
<p>Merkez Bankası ocak ayındaki son toplantısında borçlanma faizini yüzde 6.50&#8242;de, borç verme faizini ise yüzde yüzde 9&#8242;da sabit bırakmıştı. Merkez Bankası, Kasım 2008&#8242;den bu yana toplam 1,025 baz puanlık indirim gerçekleştirdi. TCMB, toplantının ardından yaptığı açıklamada, enflasyon görünümüne ilişkin her türlü veri ve haberin faiz kararlarında etkili olacağını belirtmiş ve faiz oranlarının uzun bir süre düşük seviyelerde tutulması gerekeceğini vurgulamıştı</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=694658" target="_blank">Kaynak: BigPara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=347" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/merkez-bankasi-para-politikasi-kurulu-toplanacak-artirim-da-zor-indirim-de.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Babacan: IMF Mecburiyetimiz Yok</title>
		<link>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/ali-babacan-imf-mecburiyetimiz-yok.html</link>
		<comments>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/ali-babacan-imf-mecburiyetimiz-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 08:25:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyborsa.com/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bankalara mevduat toplamada sınırlama getirilmesi konusuyla ilgili olarak, Dünyada başarı örneği haline gelmiş bankacılık sektörümüzü sıkıntıya sokacak, bugünden yarına onların işlerini zorlaştıracak bir adım atmayız dedi. Babacan, bir televizyon kanalında katıldığı programda ekonomi gündemine ilişkin soruları yanıtladı. Bankalara mevduat toplamada yüzde 10 sınırlama getirilmesinin neden gündeme getirildiğine ilişkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bankalara mevduat toplamada sınırlama getirilmesi konusuyla ilgili olarak, Dünyada başarı örneği haline gelmiş bankacılık sektörümüzü sıkıntıya sokacak, bugünden yarına onların işlerini zorlaştıracak bir adım atmayız dedi.</p>
<p>Babacan, bir televizyon kanalında katıldığı programda ekonomi gündemine ilişkin soruları yanıtladı.</p>
<p>Bankalara mevduat toplamada yüzde 10 sınırlama getirilmesinin neden gündeme getirildiğine ilişkin soru üzerine Babacan, bankacılık sektörünün çok dikkat edilmesi gereken, düzenlenmesi gereken özel bir sektör olduğunu belirtti.</p>
<p>Bankaların büyüklüğü ile alakalı ne yapılmalı konusunun G-20&#8242;nin ciddi bir gündem maddesi olduğunu ifade eden Babacan, Herhangi bir banka, problem çıktığında tüm sistemi etkileyecek kadar büyüdüyse ve bu genel istikrara zarar verebilecek bir risk ise o zaman belki de bu bankaların bu kadar büyümelerine izin verilmemeliydi gibi çok ciddi söylemler ve bakış açıları var. Çünkü bu konuda bedel ödediler diye konuştu.</p>
<p>Babacan, zamanında akıllı tedbirlerin alınması ve gerekli adımların atılması halinde bundan 5-10 yıl sonra karşılaşılabilecek olası sorunların bugünden yönetilmiş olacağını belirtti.</p>
<p>Yüzde 10&#8242;da ısrarlı mısınız? sorusuna ise Babacan, bu konuda teknik çalışmaların sürdürüldüğünü, sadece mevduatla ilgili değil başka parametrelere de baktıklarını yüzde 10 gibi bir şartın olmadığını söyledi.</p>
<p>Babacan, Bankacılık sektöründe 3-5 bankanın sektöre çok dominant hale gelip, ileride bir bakıma yarı kamu niteliği hali kazanıp hem bir oligopolik yapıyla rekabet ortamını bozabilmeleri riskini dikkate almamız gerekiyor, bu riski azaltabilmemiz gerekiyor, daha rekabetçi bir bankacılık sektörü oluşturmamız gerekiyor Türkiye&#8217;de&#8230; Bir yandan da herhangi bir bankanın çok aşırı büyüyüp de ondan sonra (bu bankaya bir şey olursa bütün ekonomi sarsılır) korkusuyla karar alıcıların istemedikleri halde bazı adımlar atmak zorunda kalmalarını şimdiden önlemek. Buradaki amaç bu dedi.</p>
<p>Bugünden yarına bankaları olumsuz etkileyecek herhangi bir adımın asla atılmayacağını belirten Babacan, Şu anda dünyada başarı örneği haline gelmiş bankacılık sektörümüzü sıkıntıya sokacak, bugünden yarına onların işlerini zorlaştıracak bir adım da atmayız. Bunu bir zaman planlaması içinde yaparız. Stratejimizi açıklarız ve bu strateji çerçevesinde de ne zaman ne olacağını yine bankacılarımızla paylaşırız ve herkes adımlarını ona göre atar ve bugünden de gerekli tedbirleri almaya başlarlar diye konuştu.</p>
<p>2 kademe birden kredi notu artan tek ülke Türkiye</p>
<p>Türkiye&#8217;nin ekonomik krizin olumsuz etkisini henüz görmediği şeklinde yabancı uzmanların görüşü bulunduğunun belirtilmesi üzerine Babacan, gelecekle ilgili olumsuz değerlendirmelerin ağırlıklı olarak küresel ekonomiyle ilgili olduğunu, Türkiye konusunda beklentilerin ise son derece olumlu olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin ekonomik krizi finans sistemi açısından en az hasarla atlatan ve krizden de en hızlı çıkacak ülkelerin başında gösterildiğini vurgulayan Babacan, bunu kendilerinin söylemediğini OECD, IMF, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği Komisyonu&#8217;nun raporlarında bu görüşün yer aldığını kaydetti.</p>
<p>Finans sisteminin yanı sıra kamu açıklarının zamanında düşürülmesi, kamu borç stokunun zamanında aşağı çekilmiş olmasının bunda etkili olduğunu ifade eden Babacan, şöyle konuştu:</p>
<p>Eğer bugün Yunanistan, Portekiz, İtalya, İrlanda bir tartışma konusu ise bu ülkelerin ortak özelliği borç stoklarının yüksek olması ve kamu açıklarının yüksek olması&#8230; Ancak Türkiye bu tartışmaların tamamen dışında tutuluyor. Bizim de 2009 yılında kamu açığımız arttı, borç stokumuzda yukarı doğru bir artış oldu.</p>
<p>Ancak biz eylül ayında açıkladığımız Orta Vadeli Programla bu açıklarımızı nasıl düşüreceğiz, kamu borç stokumuzu nasıl kontrol altına tutacağımızı tüm dünyaya ilan ettik. İlan etmekle de kalmadık aldığımız tedbirlerle fiilen uygulamaya başladık.</p>
<p>Uygulama sonuçlarını da görünce bizim kredi notlarımız artmaya başladı. Bu krizde 100 kadar kredi notu düşerken sadece 14-15 ülkenin kredi notu arttı, ama 2 kademe birden kredi notu artan tek ülke Türkiye oldu.</p>
<p>Eylül ayında orta vadeli programı açıklamamış olsaydık, zamanında bazı tedbirleri almamış olsaydık kamu açıklarımızı nasıl düşüreceğimizi ilan etmemiş olsaydık, bugün Türkiye de o tartışılan ülkelerin listesine girebilirdi, o risk vardı.</p>
<p>TÜİK, Merkez Bankası&#8217;ndan daha bağımsız</p>
<p>Bir soru üzerine Türkiye İstatistik Kurumu&#8217;nun (TÜİK) Merkez Bankası&#8217;ndan daha bağımsız bir kuruluş olduğunu ifade eden Babacan, hükümet olarak sadece TÜİK&#8217;in 5 yıllığına başkanını atadıklarını, bu süre içinde ne başkana ne de başkanın kendi atamalarına müdahale etme şanslarının bulunmadığını belirtti.</p>
<p>TÜİK&#8217;in mali açıdan da çok bağımsız hale geldiğini, kaynaklar konusunda harcamaların nereye nasıl yönlendirileceği konusunda Merkez Bankası&#8217;ndan daha bağımsız olduğunu anlatan Babacan, TÜİK&#8217;in açıkladığı rakamların kredibilitesiyle ilgili de dünyada en ufak bir soru işareti olmadığını kaydetti.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin borcu</p>
<p>Babacan, Türkiye&#8217;nin iç ve dış borcu konusundaki soruyu yanıtlarken de, Kamunun borcuna bakarken sadece merkezi hükümetin değil belediyelerin de borçlarını buna katıyoruz. Bunların hepsini topladığımızda milli gelirin yüzde 47&#8242;si 2009 sonu itibarıyla gelmiş olduğumuz nokta. Kesin rakam 31 Mart 2010&#8242;da açıklanacak ama artısı eksisi olabilir 650 milyar dolar civarında milli gelirimiz olacak dedi.</p>
<p>Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Babacan, iç ve dış borç toplamının 300-350 milyar dolar civarında olabileceğini bildirdi.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin 2002 yılında dış borcunun 3&#8242;te 2&#8242;sinin döviz cinsinden olduğunu, bugün itibarıyla milli gelirin sadece yüzde 2-3&#8242;ünün döviz cinsinden dış borç olduğunu anlatan Babacan, çünkü strateji olarak sürekli döviz borcu ödediklerini, yerine Türk lirası borçlandıklarını, 7 yıl boyunca kararlılıkla bunu yaptıklarını ve döviz riskini aşağıya çektiklerini söyledi.</p>
<p>IMF ile yapılan görüşmeler</p>
<p>Babacan, IMF ile anlaşma konusunda son durum nedir? şeklindeki soruyu yanıtlarken de ekonomik krizle birlikte Türkiye&#8217;nin ekonomisinin artık kendi ayakları üzerinde durabileceğinin ortaya çıktığını söyledi.</p>
<p>Artık herkesin Türkiye&#8217;nin IMF ile bir program yapmaya ihtiyacı olmadığını söylediğini anlatan Babacan, şöyle konuştu:</p>
<p>Bir mecburiyetimiz yok şu anda. Hani sıkışıp da zora düşüp de (bu para bize mutlaka lazım) deyip IMF ile alelacele bir program yapma ihtiyacı bugün itibarıyla yok. Bunu sadece biz değil, Türkiye&#8217;yi değerlendiren uluslararası kuruluşlar, IMF Başkanı&#8217;nın kendisi söylüyor, (Türkiye&#8217;nin bizimle program yapmaya ihtiyacı yok) diyor. Bu çok önemli bir nokta.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin risk primi açısından da baktığınızda da Türkiye&#8217;ye yatırım yapan, kredi açan kuruluşlar Türkiye&#8217;yi ne kadar riskli değerlendiriyor diye baktığınızda da göstergeler çok çok olumlu bir noktaya gelmiş durumda. Peki o zaman soracaksınız siz niye IMF ile görüşüyorsunuz?</p>
<p>Bugün itibarıyla IMF bizim için birinci derece ilave kredibilite unsuru olmaktan çıkmış durumda. Çünkü biz kendi kredibilitemizi artık bir bakıma teşkil etmiş durumdayız. IMF ile mayıs, haziranda yaptığımız görüşmelerde ortaya koydukları tablo ve değerlendirmeler, bizden bekledikleri, bizim kabul edebileceğimiz şeyler değildi. Biz baştan bunlar olmaz dedik. Siz kenarda durun biz kendimiz çalışalım dedik. Biz kendi programımızı hazırladık.</p>
<p>Orta Vadeli Programla ilgili her kesimden olumlu değerlendirmeler aldık. Bunu IMF de gördü. Eğer biz kendi kredibilitemizi önemli ölçüde oluşturduysak bugün için IMF ile neden görüşüyoruz. Bunun en önemli sebebi IMF kaynakları şu anda piyasa kaynaklarına göre daha uygun olan kaynaklar. Bugün bizim iç veya dış piyasada borçlandığımız faizden ki oldukça düştü faizler, bu faizlerin dahi daha altı bir faizle biz IMF&#8217;den kredi alma imkanına sahip olacağız.</p>
<p>IMF ile bir anlaşma olacaksa bu kendi programımız çerçevesinde olacak</p>
<p>IMF&#8217;nin ortaya koyduğu şartlarla ilgili sorular üzerine de Bakan Babacan, geçen yıl mayıs haziran döneminde birçok sorunlar olduğunu ancak bugün itibarıyla bu şartların ortadan kalktığını ifade etti.</p>
<p>Babacan, Şu anda gelmiş olduğumuz nokta, (siz bu orta vadeli programı uygularsanız biz buna destek veririz) noktasında. Bunun üzerine ilave bir şartları yok. Bu noktaya gelmiş durumdayız. Eğer IMF ile bir anlaşma olacaksa bu kendi programımız çerçevesinde olacak dedi.</p>
<p>Orta Vadeli Programın tümüne IMF&#8217;nin onay verdiğini vurgulayan Babacan, ancak bu programda dünyanın gelişen şartlarına göre küçük değişiklikler yaptıklarını, bu değişiklikleri de IMF yetkilileriyle paylaştıklarını söyledi.</p>
<p>IMF yetkililerinin bu değişiklikleri şu anda incelediklerini anlatan Babacan, bu projeksiyonlardaki küçük değişiklikler konusunda mutabakata varıp varmayacaklarını önümüzdeki dönemde göreceklerini söyledi.</p>
<p>IMF&#8217;den gelecek kaynak nasıl kullanılacak?</p>
<p>IMF&#8217;den gelecek dövizi Merkez Bankası&#8217;na vereceklerini, karşılığında Türk lirası alacaklarını ifade eden Babacan, dolayısıyla IMF&#8217;den gelecek kaynağın Merkez Bankası döviz rezervlerini güçlendirecek bir unsur olacağını söyledi.</p>
<p>Karşılığında alacakları Türk lirası ile iç borçları ödeyeceklerini anlatan Babacan, Yani içeriye borçlanmak yerine IMF&#8217;ye borçlanacağız. IMF&#8217;den gelebilecek her 1 milyar dolar 1,5 milyar Türk lirası olarak iç piyasaya kaynak olarak bırakılacak. İç piyasada bu para ya sanayiciye, ya ihracatçıya kredi olacak dolayısıyla ciddi bir miktarda kaynak Türk özel sektörümüzün hizmetine sunulmuş olacak şeklinde konuştu.</p>
<p>Babacan, IMF&#8217;den alınabilecek kredi miktarını görüşmeler son noktaya gelene kadar açıklamayacaklarını kaydetti.</p>
<p><a href="http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=694656" target="_blank">Kaynak: BigPara</a></p>
<p><a href="http://www.keyborsa.com/?ibsa=share&id=343" id="share-link-">Paylaş</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyborsa.com/2010/02/15/gundem/ali-babacan-imf-mecburiyetimiz-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
